Yavaş İstanbul

Son zamanlarda kendimi yavaşlatmaya çalışıyorum.
Daha az düşünmeye, daha yavaş hareket etmeye, daha çok gülümsemeye, daha sakin konuşmaya…
Altındaki neden belli: keyif aldığımız anlarda yavaşlıyoruz, yavaşlamaya çalışıyoruz. O halde yavaş yaşarsam acaba keyif oranımı artırabilir miyim?
Kanal E2’de yayınlanan Chuck dizisinin kapanış bölümünde Sarah sahilden hızlı bir şekilde çıkıyor kumda yürüyordu, sonra kamera önüne geçti ve yavaş adımlar atar şekilde gösteriyordu; daha estetikti.
Kıvanç Tatlıtuğ hiç bir yere koşmuyor, ufak sakin adımlar atıyor.
Kimse orgazm süresini düşürme ihtiyacı duymuyor, bilakis daha yavaş hissetmek için yöntemler geliştiriyorlar.
O halde neden koşturuyorum?
Bunu düşündükçe daha çok yavaşladım, sanki bir frenim vardı yürürken, asıldıkça asıldım. Daha yavaş, daha yavaş…

Attığım her adımda ise daha iyi hissettim kendimi.
Gülümsüyordum, caddede başkalarının ilgisini çekecek kadar sakin ve gülümseyen bir hâl almıştım.
Hatta sanırım iki kişinin de gülümsemesine vesile olmuştum.
Bunu görünce karar verdim; artık hep yavaş yürüyeceğim, yavaş yaşayacağım.
Belki İstanbul’umu da yavaş şehirlere aday gösterebiliriz gün gelince.
Bugün 5 dakikanınızı yavaşlatmaya ne dersiniz?
Not: görsel ararken sık sık salyangozlarla karşılaştım. Güzellik ürünlerinin birçoğunda salyangoz kabuğu kullanıldığını biliyorum. Acaba zerafetin yavaşlıktan geçtiğine dair ekolojik bir örnek mi söz konusu :))))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir