Yarınlar Beleşle Kazanılmaz

KOSGEB girişimcilik eğitimleri ilk verildiği zamanlarda, hibelerin dağıtımı güvensizdi. Hoş, hala birçok tanıdığım insan sahte beyanlarla hibe çekebiliyor, ama o günlerde daha da güvensizdi çalışmalar.
Hibeler sayesinde işimizi kuralım, paramızı kazanalım, üretimi büyütelim gibi yaklaşımlar yerine “şuraya şunu yazarım, buradan bunu kaparım, sakalımı (harçlığımı, avantamı, haksız paramı) çıkarırım” deniyordu!

Aklımız kolaya kaçmak yerine biraz icraate çalışsa…
Geçen gün Mecidiyeköy sapağından girerken aşağıdaki sahneye tanık oldum. Bir teyzemiz almış koca bir poşet, kökünden kökünden kopardığı çiçekleri poşete dolduruyordu. O peyzaj gayet hoşken, artık kuru bir yeşillik kaldı.

Bunu konuşurken bir arkadaşım annesinden bahsetti.
Yıllar öncesinde tüm İstanbul’a laleler ekilmiş. 1996-97 falan.
Bir günde ise bu laleler talan edilmiş. Kendi annesi dahil birçok tanıdığı teyze, bahçelerden koparıp evdeki saksılarına uygun görmüşler. Dolayısıyla 10 sene kadar, bir daha lale dikilmemiş.
Evdeki saksının güzelliği için kent güzelliği talan edilmiş sözün özü.

Olayın daha başka boyuttan incelemesi…
Bir arkadaş Almanya seyahatinde görmüş, turnikesiz giriliyor metroya.
E nasıl oluyor dedim.
Herkes bilet basılan yere kendi biletini basıp geçiyormuş ama turnike yokmuş.
Güvenlik görevlileri bakıyordur dedim.
Hayır herkes, kendini kendi kontrol ediyor diye cevap aldım.
Çünkü eğer biletsiz geçerlerse metro maliyetleri ek vergi olarak yine onlara yansıtılacakmış. O sebeple biletlerine sadıklar.
Ancak göçmenlerin yoğun olduğu mahallelerde güvenlikçiler de varmış turnikeler de…

Beleşe bakıp bugünü kurtararak yarını batırmayalım. Vizyonumuzu güçlendirip bilincimizi artırmalıyız.