Sistemler ve Patronlar

Çocukluğumdan beridir ifrit olurum şu sistem kelimesine.
Ekonomik sistemler vardı, ne olduğunu bilmezdim, ama daha ben doğmadan birçok insanın ölümüne sebep olmuştu.
Ekosistemler vardı, onları da bilmezdim küçücük çocukken, ama habire sevimli hayvanların soyunu kurutuyordu.
Global sistemler vardı. Onu da anlamazdım daha ilkokuldayken, ama anlattıklarından fikir sahibi olur ve varsayımlar kurardım. Bunu büyüklerime söylediğimde “çocuk, sus” derlerdi. Susardım. Aradan geçince 15-20 sene, “haklıymışsın” denmesi pek de haz vermiyor.
Üniversiteye başladığımda kurumsal sistemlerle tanıştım. Etrafım sistemcilerle çevrilmişti o sıra. Malum 2001 krizinde “boşa çıkan” yöneticilerin başlattığı Yönetim Danışmanlığı akımı, şirkete dışarıdan kurulan ve patronun tatile çıkmasını sağlayan sistemler üzerine vaatler veriyordu. Sonuç, ücretsiz tatile çıkan yönetici danışmanı tanıdıklarım olmuştu.
Sistemler çeşitli parçaların birlikte yürümesi olduğuna patronlar neden “tatile çıkabileyim” odağında başladılar işe? Neticede “kurayım bir iş, çalışsın personeller, benim de adresim olsun, takılayım. Paramı da kazanayım” diyen patronlardı, kendini girişimci sananlar.

Ama sistemler vardır ve iyidir. Şu an google aramalarında ilk sırada olduğum Girişimci Koçluğu, bir sistem yaklaşımının ürünü.
Genel Sistem Teorisi (Bertalanffy)’nin, işletmelerin biyolojik varlık olan insanlar tarafından yürütülmesinden ötürü, yine bir biyolojik sistem olarak ele alınmasını önerir.
Ben de insanın biyolojisini yöneten psikolojinin bir uzmanı olarak, işletmelerin psikolojik sistemlerini ele aldım ve girişimlerde koçluk yaklaşımına yatırım yaptım.
Ama sistemler, birliktelik halleridir neticede. Bir olma halinden bahsediyorum yani. Tatile çıkan patronlar, yönetime dışarıdan kel alaka müdahaleler, kalıplaşmış EMİR-komuta, birbirine anlayışsız birimler…
Girişimlerimizde bir sistem olduğumuzun ve BİR olduğumuzun farkında olmamız dileğiyle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir