Çamaşır Makinamın Su Tahliyesi, Proje Yönetiminde Öğüt Veriyor

Yeni birşeyler yapmayı planlıyorsak, iyi olsun isteriz, değil mi? Bunda kötü birşey yok nasıl olsa.

Yapacağımız şeyin iyi olması için de hazırlıklara girişiriz. Mesela bir bilgisayar programı yazacaksak, güvenli olsun, bir sözleşme yazacaksak, herşeyi tam olsun, aleyhimize bir şeyi olmasın isteriz.

Birisiyle birlikte olacaksak bizi aldatmasın,
Bir ortağımız olacaksa kazık atmasın,
Bir konuşma yapacaksak heyecanlanmayalım,
Bir araba süreceksek kaza yapmayalım,
Bisiklete bineceksek düşmeyelim,
Uçağa bineceksek tirbüle olmayalım…
Kalem kullanacaksak tükenmesin mürekkebi,
Laptopumuzun bitmesin pili…

Laptop demişken aklıma geldi. Benimkinin fanı öyle bir ötüyor ki düşman başına. Hele ki temmuz güneşi gibi ısınması yok mu…

Geçen gün garip sesler de gelmeye başladı. Açtım vidaları, söktüm fanını, nedir bunun derdi diye.

Sanki tüm evin tozu, toprağı yuva yapmış hava çıkışına, kapatmış orayı. Eh, meret de içinde dolaşan havayı dışarı atamıyor haliyle.

Temizledim, şimdi sessiz ve yüksek performanslı.

Temizlik demişken de çamaşır makinam geldi aklıma. Geçenlerde tekledi, suyunu boşaltmadı.

Açtım baktım sağına soluna, herşey sağlam. Sonra önde birşey fark ettim, o neymiş diye söktüm bakıyorum, filtreye benziyordu. Peçete doluşmuş galiba, etrafı kaplanmış ve anladığım kadarıyla su yolunu tıkamış.

Temizledim ve akmaya başladı herşey.

Makinamın evlere şenlik gürültüsü de kesildi böylece.

O filtremsi şey, makinamın daha iyi çalışması için mekanik olmayan, basit bir parça idi. Ama kontrol etmeyişim, ekstra konfor beklerken, işlevsizliğe sebep olmuştu.

Peki, bilgisayarımdaki hava çıkışını engelleyen pamuk öbeği nerede toplanmıştı?

Bilgisayarın içine dışarıdan bir cismin girmesini engellemek için dizayn edilmiş güvenlik duvarındaydı!

İki günde iki benzer şeyle karşılaşınca düşündürttü bu deneyim. Acaba hayatımda da böyle duvarlar var mı?

Hava çıkışı, içeride dolaşan havanın akmasını, su çıkışı makinanın işlevini yerine getirmesi için olmazsa olmazları… Bizim de taşıdığımız, varlığımızı borçlu olduğumuz enerjinin tahliye olması, akması gerekmez mi?

Bunu sorguladığım gün, Aşkın Gözyaşları kitabının (Yazar Sinan Yağmur) ilk cümlelerinden biri ilişti zihnime: Şems’in ağzından “Mevlanâ’nın temkinlerini kırmaya geldim.”

Ben ne zerinde temkin ediyorum peki?

Evet!

Bazı çalışmalarımda hazırlık sürecinde kalabiliyor ve içkörlükten ötürü harekete geçmeyi ihmal edebiliyorum.

O gün koçluk karışımlı sohbet ettiğim bir dostum, ertesi gün teşekkür maili yollamış; mükemmelliyetçiliğinden koçluk sayesinde biraz olsun sıyrılmış ve daha o gün süper gelişmeler yaşamış, proje teklifleri almış.

Hava çıkışımızdaki pamukçuklardan, su tahliyesindeki kirden ve temkinlerimizden arınmamız dileğiiyle,

Selamlar,

Yaşam Koçu Mustafa Emin Palaz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir