Hamamböceği Sendromu

Hamamböcekleriyle aranız nasıl?
Benim nadir korkularımdan birisiydi. Mantığım bile devredışı kalırdı hamamböcekleriyle karşılaştığımda!
Sonra bizzat geliştirdiğim bazı tekniklerle (nöropsikoloji, bilişsel psikoloji ve koçluk faydalarıyla) bu korkuyu aştım.
Ve onları, hamamböceklerini gözlemeye başladım.
Beni sosyal medyadan takip edenler, böceklere merakımı bilirler.
Zaten bir de akrebim var, Yahya. Onu beslemek için de hamamböceklerim var.
Hamamböcekleri üzerine iş dünyasına yönelik birçok çıkarsamam var ya da onlardan ilham alarak…

Mesela beyinsiz oldukları düşünülür, oysa değiller; hatta risk kabiliyetleri yüksek.
Ayrıca simetrik tasarımları beni benden alıyor. En ufakları da, büyükleri de tasarım anlayışını baştan şekillendirebilecek güçte bence.
Bildiğim en temiz yaratıklar; sürekli temizliyorlar kendilerini.
Yumurtalarının başında veya çok yakınında duruyorlar Ve daha bir sürü şey…
Hamamböcekleri hakkında yazabileceğim çok şey var, ama benim şimdi dokunmak istediğim konu hamamböceği sendromu!
Gerekliliklerini çok sorgulamışımdır, biliyorsunuzdur; atom bombasına bile dayanabiliyorlar. Nedir bu sürdürülebilirlik aşkı?
Peki sizin sürdürülebilirlik kaynaklarınız neler?
Her krize rağmen bir adım daha atabilmenizi sağlayacak elinizde ne kaynaklar var?
Ve süreç!
Sürece girmeden önce ufak bir şey paylaşayım.
Yahya için barındırdığım hamamböcekleri en son 3 taneydi. Bir gün evden çıkmadan yavrucuklarım ne yapıyor diye kutularını açtım ve aşağıdaki
fotoğrafla karşılaştım, 1,5 tane kalmışlar.
Yani yemişler birbirlerini: yamyamlık!
İş süreçlerinizde eğer kaynak yaratmaz, sadece tüketirseniz, hamamböcekleri misali kendi paydaşlarınızı da yemeye ya da onlar tarafından
yenilmeye başlarsınız.
O sebeple piyasanızdan tükettiğiniz kadar, piyasanıza ekmelisiniz de… Yeni pazarlar, yeni üretim faktörleri, yeni kaynaklar, hatta yeni rakipler…