Yanlış Anlamalar ve Anlamamalar

Yanlış anlama hallerinin anlaşmazlık ateşine odun yolladığını biliyorsundur diye tahmin ediyorum. Peki nasıl görürüz ve nasıl aşarız, birlikte bakalım mı?

Tatlı tesadüfler eseri tanışan, sonra da sık buluşan birkaç kişilik bir grup birlikte bir işe soyundular. Olaylar biraz hızlı gelişiyordu; aksilikler de vuku buluyordu. Bazıları atlatılıyor, bazıları öteleniyordu; bana sordukları müddetçe yardımcı oluyordum, o kadar; ancak süreçler aşırı hızlı gelişiyordu.

Anlatılan tüm serzenişlerde mesaj aynıydı; egoyu (kibiri) yönetememek. Bu arkadaşlardan biri bana şöyle birşey söyledi: ‘Mustafa o kadar egosu yüksek ki, imzasını XYZ diye atıyor’ dedi. XYZ işletmesinin adı, bu işbirliğinde de sık sık işletmesine göndermeler yapıyordu. Benim innomind diye imza atmam gibi, yersiz bir kibir gibi gelmişti dinlediğimde ama sakince dinlemeye devam ediyordum.

Bu ve benzeri başka şeyler, hepsi de karşısındaki arkadaşın yüksek kibirli olduğu, iletişime kapalı olduğuna dair ispatlar…

Ancak sonra merak ettim; benim imzam nasıldı? Babasının oğlu olarak büyümüş birisiyim ve babamın imzasına yakın bir imzam var; soyismimden geliyor. Bazen ismim üzerinden birşeyler denemiştim, ancak mevcut olan hoşuma gidiyor.

Ve o sırada birşey fark ettim; az önce bahsi geçen XYZ de sadece işletmenin adı değil; arkadaşın isminin baş harfleri. Yani gayet normal şekilde isminden üretilen bir imza kullanıyor. Bunu ona sorduğumda küçük bir farkındalık yaşamıştı; ‘yanlış anlamışım yani’ demişti, gülümseyerek onayladım.

İletişim aksaklıklarının altındaki en temel sıkıntı zanlar, dünden gelen düşünceler, yargılar ve çeşit çeşit kılıflar…

Mesela şu resme baktığında ne görüyorsun?

Elinde birşeyler tutan bir tilki var. Bunu sana gelen bir rapor, sana taşınan bir laf gibi düşün veya tanık olduğun bir durumla ilgili dünden gelen olumsuz düşüncelerinin filtresinde bir bilgi olarak değerlendirebilirsin.  Haklı olabilirsin, haksız da olabilirsin, çünkü…

Resmi tepe taklak yaparak bir daha bakalım:


Bize gelen bilgi aynı olmasına rağmen bakışı değiştirdiğinde tüm algı değişebiliyor.
 Algının değiştiği yerde duygular ve reaksiyonlar ve haliyle kararlar da değişir.

Bu sebeple hep nitelikli sorgu taraftarıyım; elinde bir bilgi var ama ne derece nitelikli!

Şu videoda ne hissediyorsun?

Bunu ilk izlediğimde altındaki yorumlar saf sevgi, çocukların hayvan sevgisi vs üzerineydi. Oysa bebeğin ebeveyni bir balık tutuyor, yani solunum olarak solungaçları olan, suyun dışında boğulan bir canlı… Bebekler ise henüz irade sergileyebilecek beceride olmadığı için balıkla oral (ağız yollu) temas kuruyor, bu oral temas da çevresindekileri güldürdüğü için gülümsüyor.

Benzer durum sadece kendinle ilgili ya da arkadaşlarınla ilgili değil, içinde bulunduğumuz zorlu ekonomik koşulların ışığında ilerlemeye çalışan işletmeler için de geçerli.

Özellikle stresli noktalarda, bize tarafsız iletilen bilgileri bile gayet yanlış anlayabiliyoruz. Günün sonunda da iyi niyetli hatalar yumağına dolanıyoruz, yanlış anlamalar havuzunda çırpınıyoruz.

Son soru, sence bu yengeç pastel renkler moda olduğu için kendisine bir deterjan kapağını mı ev seçti, yoksa başka bir şey mi söz konusu?

Şu sıralar nitelik üzerine çalıştığım için bu konuya birkaç kez daha değineceğim.  Merak ettiğin yanlış anlama durumları, reaksiyonlar vs varsa, mail at, en kısa zamanda birlikte değerlendirelim.

Aklında bulunsun; kimse bile isteye kötülük yapmıyor; iyi niyetli, haklı olduğuna inandığı şekilde düşünüyor, kararlar alıyor, adımlar atıyor. Nitelikli bakarak nitelikli yorumlarda bulunabilirsin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir