Ufuk Açan Kazalar

Hayatımın köşe taşlarından biridir 4 Ekim, geçen yıl bugün çok çeşitli ilhamlarla bezetilmiştim. Hayatımın en tatlı kazalarından biri, nelere vesile oldu…

Akşama doğru bir vakitti, bir müşterimle ve ortağıyla Gayrettepe’de bir ocakbaşında buluşma planımız vardı; Cihangir’de bir müşterimden çıktım, Beşiktaş’a indim, Balmumcu üzerinden Gayrettepe’ye geçmeyi planlıyordum.

Ama bir yandan da gitmeyi çok istemiyordum. Çünkü ocakbaşı, yani alkol ve bol et demek. Yemek modunda değildim, alkol alasım da yoktu; zaten alsam motosikleti ne yapacağım, alkolle kullanmak istemiyorum, motoru orada bırakıp eve taksiyle dönmek de istemiyorum.

Lakin müşterim firma gönül bağı da kurduğum bir ekip; üstelik hem bir riski konuşacağız hem de bir güzel gelişmeyi kutlayacağız.

Bu sırada beynimin gerilerinde de bir sorgu vardı; öngörü üzerine. 1 Nisan 2018’de, yani motosiklet sürmeye başlamamın yıl dönümünde bu süreci anlatmıştım, buraya tıklayarak okuyabilirsin;  motosikletin hayatıma kriz yönetim becerileri ve tefekkür süreciyle katkılarını anlatmıştım.

Neyse, Balmumcu’dayım, ışıklarda bekliyoruz, yeşil yandı, kenardan pıtıpıtı seyir ederken bir kapı açıldı, mekan basmaya giden mafyaların bar kapısını tekmelemesi misali, yan çantama sertçe çarptı kapı, tüm dengemi bozdu ve kaldırımı yalaya yalaya motor şaha kalktı, o yükseklikten de çapraz şekilde düştüm; omzumun ve kafamın üstüne.

Hızım 15, belki 20km idi. Ancak yerdeyim, bir el edin de kalkayım dedim; ambulanssız olmaz dedi başımdaki kalabalık. Üzerime oturan sağlık görevlisi parmaklarını omzumdan içeri sokuyordu ya da kırılan omzum bende öyle bir algı uyandırdı.

Neyse, bunların bir kısmına az önce bahsettiğim yazıda değindim; ancak değinmediklerim vardı.

Neyi düşünürsen onu yaşarmışsın; bunu hastanede sedyede yatarken, başımda refakatçim olarak duran kapıyı açıp beni uçuran Berat’la konuşurken fark ettim!

Sonrasında hiç bir sözüne uymadıysa da canı sağolsun, çok nazik birisiydi ve hastanede başımda bekliyordu!

Ben gitmek istemediğim bir yemeğe yol alırken Berat’la yanındaki kişi de tartışıyorlarmış. Yurtdışında işletmecilik yapan iki vatandaşımız, önce memleketlerine gelmişler, oradan da İstanbul’a satın almalar için gelmiş, akşama kadar koşturmuşlar. Berat otele dönmek isterken yanındaki hem ortağı hem kuzeni olan arkadaş da eskort kadınlara gitmek istemiş, Berat’ı da götürmeye çalışıyor.

Berat hem evli (aslında ikisi de evli) hem de sadık bir koca, yorgun olduğunu söyleyerek gitmek istemiyor. Ama diğeri o kadar çene yapıyor ki Berat yeter çekiyor, madem susmayacak, bari trafik sıkışıkken bir enerji içeceği alayım diye açıyor kapıyı aceleyle ve sonrası polis, ambulans, kaldırımda bir ben, çevrede motorcular vs…

Ben ocakbaşına gitmedim, Berat eskorta gitmedi ve arkadaşı ifadeleri verdikten sonra hastaneye bir uğrayıp gitti; herkes istemediğini yaşamadı ve istediğini yaşadı!

Peki sonrası?

Omzum kırık, dizim pert (menisküs, bağlar vs hep yırtık, kıkırdak parçalanmış…) koltuk değneğiyle birkaç hafta geçirdim; o şekilde Ankara’ya uçarak muhteşem duygular eşliğinde bir sunum da yapmıştım! Hemen yanımda koltuk değneğimi ve sandalyeyi görmüşsündür. Sunumlarımda salonda gezmeyi severim, zaten oturmam. Oysa o gün 3 saat yarım metrekare alanda sabit kaldım…

Neyse, çocukluk dostumun nezaretindeydim; kendisi zaten fizyoterapist, kızı da üstümde dolanıyordu dayı diye diye.

Dostlarım aradılar, geldiler kaldığım eve, yapmam gereken işlerin bir çoğunu üstlendiler…

Yani daha önceleri pek alışık olmadığım bir hayata dahil oldum diyebilirim.

Dayı olmak muhteşemmiş (baba olmayı ne kadar istediğimi söylesem de o kadar keyif alacağımı bilmiyordum),

Koşturmadan da hayattan keyif alınabiliyormuş (iş kolik değilim, işimden başka da kendimi değerli görebiliyorum ancak yine de en çok işimden keyif alıyordum, oysa yatarak da keyif yapabilirmişim, sohbet ederek de vs…),

Yardım istenebiliyormuş (kibirimi yardım konusunda yönettiğimi sanıyordum, ancak bu kadar çok yardım aldığım bir zaman herhalde bebekken falandı),

Kırık kemikler öldürmüyormuş (motora ne zaman bineceğimi merakla beklemek, sağlam vücuduma şükretmek…),

Düşük hızlarda büyük tehlikeler yaşamak (daha önce bir kaza yaptığımda şasim bile yamulmuştu, ancak bende hiç bir şey yoktu, bu sefer hızım yoktu ama ben dağıldım; demek ki hızla risk doğru orantılı değil, başka faktörler var),

Bir çok şey deneyimledim. Öngörü becerilerine dair de şeyler deneyimledim ama onların bazılarını yazdım, bazılarını ileride yazacağım.

4 Ekim 2017’den beridir hayata daha rahat gözlüklerle bakıyorum diyebilirim. Ve belki bu sebepledir artık eskisi kadar kriz koçluğu seansı kabul etmiyorum; sıkıcı işlere burnumu da sokmuyorum.

Artık rahat bir şekilde toplantılarda bulunup ekipleri tahlil ediyorum; artık stresi çok yüksek olmayan, keyfi ve etkisi yüksek işlere yöneliyorum.

Çok şükür geçen yıl bugün bir şeyler yaşadım…

Senin peki ufuklar açan ne gibi kazaların oldu? Paylaşsana, ister yorum olarak, ister maille.

(Kendime not: ufuk açan kazalar diye isim sonradan koydum. Bugün mikrodalga fırından mıknatısların kullanım alanlarına, günlük hayatımıza birçok pratiklik katan şey, aslında ufak kazalar sonucu keşfedildi. Bunların bir kısmını bir blogta paylaşayım)

2 Comments Add yours

  1. Mehmet Miyasoğlu dedi ki:

    Hayatımı senin anlattığın tarzda değiştirecek kaza hiç yaşamadım çok şükür. Arabayla komik denecek takla bile attım ama motorla henüz birkazam olmadı çok şükür.

    Yandan çarklı dayı oldum (amcamın kızının evlatları dayı derler). Ama onların çok küçük yaşlarındaki hallerine şahit olamadım çünkü Kayseri’de yaşıyorlar.

    Güzel bir yuvam ve suratsız, çirkin bir kızım var 3 yaşında 🙂 Benimki gibi bir kızı olan ancak anlar durumu. Bana çekmiş, hiperaktif, duramıyor. Sürekli bir hayecan, sürekli merak. Acaip yorucu. Dür gece bacaklarıma dolanıp, tepeme tırmanıp koltuğa atlıyor, “ısır beni baba” diye sırtını göbeğini açıyordu düşün artık.

    Benim açımdan kazayla değilse de çocukla hayat pek bir değişiyormuş onu anladım. Tatlı yorgunluk 🙂

  2. Guler Pinarbasi dedi ki:

    Ne dusunursen onu yasarsin ☺ yardim alma kibrini farketmene de sevindim…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir