Sıkıntıların İlhamı

Zamanın birinde üşüyen bir çocuk varmış. Birilerinden duymuş ve ısınmak için kasabanın kütüphanesine girmiş. Sobaya sarılırcasına yanaşmış, ısınmış, dinlenmiş. Kütüphane kapanana kadar orada kalmış. Ertesi günlerde yine kütüphanenin yolunu tutmuş, yine ve yine…kutuphane

Bir gün, belki ilk gidişinden 3 gün sonra belki 5 gün sonra, kütüphanedeymiş yine, sobanın karşısındaymış. Sobanın dışında başka şeyler de ilgisini çekmeye başlamış; kitaplar!

Raftaki kitaplardan birini almış eline, karıştırmaya başlamış. Sonra başkasını almış, okumaya başlamış, okudukça başkalarını okumaya başlamış. Hem ısınıyor hem de keyif alıyormuş.

Gün gelmiş, yazmaya başlamış, okuyordu ama artık kendisi yazmaya koyulmuş, öyle ki sayısız ödül kazandıran 120 kadar eseri yayınlanmış.

Yazarlık bana soğuğun bir hediyesi‘ demişti Muzaffer İzgü, çocukluğumda katıldığım bir söyleşisinde, kendi çocukluğunu anlatırken.

Dün her yerde vefat haberleri vardı, bugünse yalanlandı. Hala kafam almıyor, bir insan neden başka birinin ölümüne yönelik yalan/yanlış/eksik haber yapar ve yayar diye, ancak yine de İzgü Üstad bazı şeyler hatırlattı bana.

Hangi sıkıntılara sahipsin ve bu sıkıntılar sana ne gibi kapılar açabilir?

innerpower

İnsanlığa hizmet eden ürünlerin neredeyse hepsi bir sıkıntıdan ortaya çıkmış; bugünkü bilim dalları, ana bilimlerin bazı şeyleri cevaplayamamasından, ana bilimler bazı ihtiyaçların sorgulanmasından… Topuklu ayakkabı bile bir sıkıntıdan ortaya çıkmış.

Çevremdeki insanlardan duyabileceğin benimle ilgili temel düşünceler de aslında geçmiş ihtiyaçlarımdan ortaya çıktı; mesela benden ekiplerindeki ya da ortaklarıyla iletişim sıkıntılarına yönelik çözüm isterler; geçmişteki iletişim beceriksizliklerim neticesinde bulduğum çözümler sayesinde.
Mesela benden karar verilemeyen karmaşık durumlar için çözüm isterler; süper kararsız bir insandım, bunu aşmaya yönelik çabalarken öğrendiklerimi öğrenmek istiyorlar aslında.
Networking becerileri konusunda kapımı çalarlar bazen, çünkü asosyalliğimden kurtulmak için birşeyler yapmalıydım, yaptım…

Ve daha nice şeyler…

Çok şükür bol bol sıkıntım vardı, bol bol da çalıştım.

inovasyon

Peki sen hangi sıkıntılara sahipsin ve bu sıkıntılar nasıl ‘iyi ki varmış da şunu öğrendim‘ diyebileceğin bir kıvama gelebilir?

Sana bir sır vereyim mi?

Son birkaç haftadır kötüydüm bile diyemem, bombok bir ruh halindeydim. Buradan çıkmam lazım modundaydım, oraya kaçtım, şuraya gittim, çözüm olmadı. Sonra silkelenmeye çalıştım yeniden. Yoktu, cevap yine yoktu!

‘Bu sıkıntılardan ne öğrenebilirim, ne olsaydı ‘iyi ki yaşamışım’ derdim?‘ diye sordum kendime. Tarif edemeyeceğim bir öfke kabardı içimde. O an durdum, böylesi temellendiremediğim bir öfke, muhtemelen nefs ile ilgili bir durum olmalıydı. Sonra yardım da alarak kendi içdünyam ile çalıştım, benliğimde atmam gereken ama fark edemeyeceğim kadar cins bir kabuk fark ettim. Şu an ise bazı derin ve gizli kabuklarından sıyrılmış / sıyrılmak üzere, daha iyi bir Mustafa var.

O sıkıntılarım olmasaydı bu ihtiyacı göremeyecektim muhtemelen, şükürler olsun!

ben

Game of Thrones dizisinin belki de en sevilen oyuncularından biri, cüce bilge Tyrion Lannister da ‘yeter bu kadar sıkıntıya’ diyengiller familyasından. Role can veren Peter Dinklage kapalı kutuda, sıkıcı hayatı olan bir bilgi işlem görevlisiymiş. Ama bir gün yetiyor yaşadığı sıkıntılar, işinden istifa ediyor, birşeyler deniyor, olmayınca başka şeyler deniyor, kendi sıkıntısına çözümler bulmaya çalışırken hayatla oyunlar oynuyor ve sonunda bu oyunculuğu ona aktörlük kazandırıyor.

Böylesi örnekler topraklarımızda da kültürümüzde de ziyadesiyle var aslında. Ne demiş erenler? ‘Tırtılın yolun sonu dediğine allah kelebek demiş!’

Bugün Amerikan Tutulması diye de isimlendirilen, son yılların en önemli güneş tutulması olacakmış. Hayatımızda köklü değişimlerin olacağını ve benzerlerini söylüyor yıldızbilimci abiler, ablalar. Niyet edelim mi birlikte?
Hayatımızda daha çok sulh, daha çok mutluluk, daha çok erdem sergileyeceğimize dair kendimize sözler verelim mi? Bundan alıkoyan nefs emarelerinden de güneşin tutulmasından güç alarak sıyrılalım mı?

Belki bir ara ekonomideki görünmez el kuramını geliştirdiğim ve işletme sıkıntılarında görünmez elin dertlerini nasıl güce çevirdiğimizi anlatma fırsatım da olur.

O güne dek, yaşadığınız sıkıntıların, aslında birer çözüme geçit olduğu ilhamıyla hareket etmenizi diliyorum.

Sıkıntı dediğimiz bir hâl, oysa onu nasıl değerlendireceğimiz bize kalmış!

Ek: Bir önceki blog yazımda vefat eden bir dostumdan bahsetmiştim, kitabımın atıf kısmındaki iki kişiden birisiydi. Fark ettim, bugün de atıftaki diğer kişinin, abim İhsan Polat’ın vefatın sene-i devriyesi. Nur içinde yat İhsan Abi. Oturduğu apartmanın ismi Alsaç’tı, aldığını da saçardı, almadan da saçardı, zengin gönüllü abim.

About Mustafa Emin Palaz

At yetiştiricisi, böcek terbiyecisi, kaplumbağa terapisti, didgeridoo üfleyicisi, kılıç sanatçıcısı, kriz çözücü ve insan :) Tipik bir Y kuşağıyım. Örgütsel psikolojiden biyolojiye, sosyolojiden inovasyon süreçlerine kadar farklı konularda çalışmalarım oldu. Hobilerim zihin geliştirme çalışmaları, nefes uygulamaları, felsefe, didgeridoo, iaido, fizik, sosyoloji, ekonomi üzerine. Kitap çalışmalarım 2500 yıllık savaş stratejilerini revize ederek Sulh Stratejisi ve Karar 101 isimli karar almakta zorlananlara yardımcı bir e-kitap. Ödül Hukuku adında, hukuk felsefesine 180 derece farklı yaklaştığım bir kitap daha var, ama henüz bitiremedim. Süleyman ve Şems de başlıca rol modellerim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir