Newton Yazdı, O’Riordan Söyledi, Özgünlük Tınladı

Özgün düşünme becerileri üzerine yazdığım bir makalenin, başka bir yazar tarafından ismim verilmeden kullanıldığını biliyor muydun? Özgünlük konusunda dahi özgün olamıyoruz çoğu zaman. Peki bu kadar ihtiyaç duyulan bu güce bazılarımızın hatalar sonucu sahip olduğunu biliyor muydun? Belki bu blog sonrasında hata gördüğün şeylere ve bizzat kendi ‘hata’larına bakışın değişir!

Seni sen yapan, başkalarından ayıran özelliklerin olduğunu düşünmüşsündür diye umuyorum. Bazılarımız maalesef ya bunu düşünmüyor ya da havlu atıyor. Oysa bokumuzda boncuk aramıyoruz, sadece bizi özgün kılabilecek ne olabilir, ona kafa yormamız gerektiğine inanıyorum.

Deha olmamız gerekmiyor, insanları etkilememiz de gerekmiyor, kendi kendimize bir hayatımız söz konusu olabilir, ama bizi özgünleştiren birçok şey olabileceğinden eminim.

Geçtiğimiz günlerde bir ses sanatçısını kaybettik: Dolores Mary Eileen O’Riordan. Bu ismi vefat ile öğrendi birçoğumuz, oysa Cranberries Grubu ve belki gruptan da ünlü ‘zombie’ şarkısını elbet duymuşuzdur!

front-dolores-oriordan-1Cranberries’i Cranberries yapan, müziklerindeki özgün tınılar kadar İrlandalı solistin ‘ilginç’ vokali. Çocukluğumdan beridir zihnimde yer eden bu ilginçliğin kaynağı olan vokalin ise gazete ilanı ile bulunduğunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım, vefatı sonrasında hayatını okuyanlar da öğrenmiştir. Seni sen yapan özellik, tüm projeni oturtmuş, kervanını yürütürken de ortaya çıkabilir: Kervan yolda düzelir!

Sen bir proje kurguluyorsun, ama o projeden daha çok ses yapan bir ürün geliştiriyorsun, o ürünü o kadar odak noktasına taşıyan ‘sır’ ise gazete sonucu karşına çıkıyor!

Dolores’in sesini ne zaman duysam içim ürperirdi!

Tüylerimi ürperten bir şeyden daha bahsetmek istiyorum: Radiohead’ın Creep(sürüngen) şarkısında beni benden alan, 58. saniye itibariyle ortaya çıkan gitar efekti. Parça hakkında tüm hazırlıkların tamamlandığı ve kesin kayıt için stüdyoya girdiklerinde bir gıcıklık sonrası ortaya çıkmış: O bölümde parçanın genel gidişatından ayrık bir ruh var, sebebini merak ettiğimde şununla karşılaşmıştım: Jonny Greenwood’un (Grubun başgitaristi) “Creep”te çıkardığı gitar sesleri aslında şarkıdan çok nefret ettiği için telleri birbirine bastırmasıyla ortaya çıkmış. Greenwood bununla da yetinmemiş, kayıt sırasında ses bozumu için kullandığı pedallarını (distortion) sonuna kadar açmış ki maksat bozmak. Günün sonunda ise özgün bir durum ortaya çıkmış.

Bu konuda emin olmak için İngilizce-Türkçe bir daha tarama yaptım ve ondeio.com bilmediğim şeyler de listelemiş: bir göz at derim, hem grup hakkında biraz daha bilgi sahibi olabilirsin hem de bence daha önemlisi; bir müzik grubunun alışılmadık süreçleri ne kadar çok yaşadığı ve kendine uyumladığını görebilirsin. Buraya tıkla.

22. maddede ilgimi çeken şey, parçanın başlarda tutulmayıp zaman içinde yayılması oldu. Bu da aklıma Isaac Newton’u getirdi. Hayatını merak ettiğimde karşıma ilginç birşey çıkmıştı: inzivadayken (bu konuda çeşitli kaynaklar çeşitli sebepler gösteriyor, kimileri birilerine küstüğü için halktan kaçtığı, kimi eleştirilmekten korktuğu için kapandığından ötürü… neticede bir sebeple toplumdan izole ve unutulmaya yüz tutmuş bir noktadaymış) başka bir bilim insanı kapısını çalıyor ve ona bir konuda soru soruyor, cevabını bekliyor. Newton bir süre sonra yaklaşık 20 sayfalık detaylı ve muazzam bir cevapla tatmin edebiliyor bu kişiyi.

Ardından Edmond Halley isimli bu yeni hayranı Kraliyet Yayınevi’nde yayınlanması vaadiyle Newton’un bilgilerini kitaplaştırmasını istiyor. Newton da önceki çalışmalarını derliyor ve Philosophiæ Naturalis Principia Mathematica (Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri) isimli bir kitap yazıyor. Bu kitabı yayınevi kabul edemiyor, çünkü yakın zamanda balıklar üzerine bir kitap basmışlar ve pek de tutmamış, stoklarında ziyadesiyle kitap var ve bütçe çıkarmak istemiyorlar. Halley bunun üzerine parça parça bu kitaplardan satın alıyor, böylece hem stok azalmasını sağlıyor hem de yayınevini yeni kitap konusunda teşvik etmeye çalışıyor. Ve gün geliyor Newton Kanunlarını aktaran, bilim dünyasının en kült eserlerinden biri böyle tesadüfler ve çabalar sonucu basılabiliyor ve bugün hepimizin bir nebze de olsa bildiği Newton doğmuş oluyor.

Bu arada Edmond’un soyadı tanıdık geldi mi? Halley Kuyruklu Yıldızı’nı keşfeden gökbilimci, evet! Ve kendisi o kuyrukluyıldızı görmemiş bile, ama adı verilmiş!

Bunun öyküsünü de başka bir yazıda anlatayım, çünkü muazzam büyüklerimizin ışığından konuyu kaybetmek istemiyorum.

 

Projeler görüyorum: ya rakiplerini, muadillerini umursamayıp ayrılma, sıyrılma çabasında hiç değil ve kopyacılıkları ancak bir yere kadar gidiyor ya da özgünlüklerine o kadar mesai harcıyorlar ki icraate geçemeyip sıyrılma çabasına girişiyorlar. Günün sonunda ya hiç bir şey elde edemiyorlar ya da bu çatal gibi özgün ama işlevsiz bir çatalları oluyor!

özgün olmayan çatal

Bugün hizmetlerimi görenler, duyanlar özgünlüğümü vurguluyorlar. Ama bir sır vereyim mi; bir günde kurgulamadım bunları. Yola başladığımda birşeyler yapıyordum, kimi hatalarım oldu, kimi eksikliklerim oldu, kimi ‘başkalarının daha iyi yaptığı’ şeylerim oldu ama biraz da ‘başkalarından daha iyi yaptığım’ şeyler oldu. Bu envanterimi listeleyip üzerine eforumu daha bilinçli harmanlayınca sunduğum sonuçlar daha da arttı. Zaman içinde tesadüf de görülebilecek, ilahi hediye de denebilecek fırsatlar karşıma çıkınca bir bakmışım, bugünkü karmaşalara çözüm sunan hizmetlerim şekillenivermiş!

Dolores’ten Newton’a anladığım tek bir şey var; yoluna devam etmelisin. Mükemmel sonucu vaat eden hazırlıklarla zaman kaybetmek yerine ihtiyaçlarını karşıladığın gibi marşa basman, sonrasında ise yolda kervanı şekillendirmeni öneriyorum.

Çünkü hayat sana senin hedeflediklerinden fazlasını sunabilir, buna hazır olabilmek için de çabanı sürdürüyor olman gerekiyor!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir