Kriz Yönetimi De Neymiş, Eğitime Gelmişiz?!?!

Ciddi diyebileceğim ilk seminerim, birkaç yıl önce, İstanbul Erkek Lisesi’ndeydi. Kendine güven konulu, enteresan bir deneyimdi benim için, unutamam sanırım.

Son verdiğim semineri de unutacağımı sanmıyorum.
Geçtiğimiz günlerde bir kişisel gelişim merkezinde seminer programım vardı. Zihin Haritalama Tekniğinin bilinmeyen yönleri ve günlük yaşamdaki faydaları hakkında bir söyleşiydi.

Mekana gittiğimde projeksiyon cihazında bir sıkıntı olduğunu öğrendim.
Laptopumun büyük ekranı, özellikle bu gibi butik eğitimlerde bir nebze çözüm olabiliyor. Uzun bir süredir yanıma almadığım laptopumu ilk kez o gün bir iş yanımda taşıyordum şükür ki.
Ama bir sorun daha çıktı önüme; elektrikler kesik.
Sorun değil, denize düştüğümde sarıldığım küheylanım laptopum var değil mi? Ama bataryası yoktu yanımda, sadece şarj kablolarını getirmişim yanımda.
Tanrım!
Sanki evren “yapma” diyordu ya da “Çözüm Üret Mustafa!”
Hemen bir kriz yönetimi sürecine girdim.
Önce kendimi sakinleştirdim, çözümün sorumluluğunu üstlendim.
Sonra kendini mahcup hisseden ev sahibini sakinleştirdim, olabilir böyle şeyler diye. Sonuçta zaten karşımda çok büyük bir kalabalık yok.
O anda fark ettim ki az sayıda kişiyiz. Küçük grupların samimiyet olasılığı daha yüksektir.
Katılımcı misafirlere kibarca aksilikleri dile getirdim ve tüm bu aksiliklere rağmen, semineri vermek istediğimi söyledim.
İşe yaradı.
Gülümseyen bir yüz, gülümsetir. Gülümseyen kişiler mevcut sorunlara yenisini eklemez, hatta belki çözüm bile getirebilirlerdi benim göremediğim.
Elimdeki imkanlara baktım; seminer içeriği var, benim konuya hakimiyetim var ve “pek bir işime yaramıyor” deyip de atmayı düşündüğüm tabletim var.
İnternet dosyalama sistemi sayesinde indirdiğim sunum dosyamı, cennetten bir meyve sunan periler gibi gösterdi tablet bilgisayarım.
Sunuma geçersek, arada sunumdan bazı hatırlamalar yaparak, bazen de önemli görseller için tabletimi katılımcılar arasında gezdirerek sunumu yapıyordum.
Ta ki…
Hava kararıyor!
Artık Mustafa, inisiyatifin de bitiyor.
İnisiyatif alamadığımız krizlerin çözümüyle ilgili daha önceki çalışmalarımdan deneyimlerime geçecektim ki gerek kalmadı.
Mekan sahibi, mum ışıklarıyla donattı bizi, romantik bir seminer ortamı oldu.
Katılımcılara sorduğumda, o an gayet rahat olduklarını söylediler, hatta biri kararmayı fark etmemiş bile.
Sonunda tüm bu yokluklara rağmen tebrik almak ise egomu da ruhumun da çok okşadı.
Bu da o zorlu ve keyifli geceden, yorgun ama mutlu bir Mustafa Emin Palaz.
O gün yanımda olan ve deneyimimi paylaşan misafirlerim, çok teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir