Entellektüel Hamallık

Birşey konuşulduğunda ‘onu okumuştum, onu izlemiştim, onu denemiştim, onu görmüştüm, o eğitime katılmıştım’ diyenler, o ne ise onu deneyimleyenler var. Hatta işi ilerletip ‘onun için falanca sertifika bile aldım ki’ diyen hamallar…

Genellikle bir arayış hali ya da bazen moda neticesinde edinilen donanımlar var. Geçen gün metroda yanıma oturup kitap okuyan bir arkadaşla kitap okumasına izin vermeyerek sohbet ettim, şiir okuyordu, şairler üzerine, güncel akımlar üzerine, neden onun yazmadığı vs.
Konu başkalarına geldi, o sırada Tanrılar Okulu kitabına atıf yaptık. Önümüzde duran bir vatandaş da bizi dinlediğini biliyordum, ‘ben okudum Tanrılar Okulu’nu’ demişti. Çok sık duyduğum bir kitap, sansasyonel, çok güçlü ve çok sattı. Dolayısıyla okumuş birine rastlamış olmak olası.

Peki o kitapta yazanları nasıl buluyorsun diye sorduğumda ‘çok etkileyici’ cevabını alıyorum. Peki madem etkilendin, kendi hayatına uyarladın mı diye sorumu sürdürdüğümde ise ‘hayır, çok zor değil mi’ diye cevaplanıyorum.

Ben de gülümseyerek haklısın diyor, konuyu kapatıyorum.

Güzel bir kitap sadece okunduğunda sonuç ne oluyor biliyor musun? Sadece okunmuşluğuyla kalıyor, o kadar. Hiç temas etmiyor ruhuna, aklına, gönlüne…

İlk emirin oku olduğu bir inancın fertlerinde bile o kitabı okuma oranı ne kadar düşükken ben bir de okuduğunu hayatına işle diye eklemek istiyorum, fazla mı geliyor acaba? Gerçi buna Mevlana da Mesnevi’de değinmemiş mi ‘dinle’ diye başlayarak. Dinle, işit ki seni tetiklesin birşeyler… Aksi halde nasıl geldiysek öyle gideceğiz.

Oysa havasını attığımız yığınla sertifikalar, izlediğimiz derin içerikli filmler, yığınla kitaplarımız…

Entellektüel Hamallık

Çocukken en sevdiğim şeylerden birisi yeni öğrendiğim bir kelimeyi cümle içinde kullanabilmekti. Bu ergenlikte de oldu ve çok şükür hala devam ediyor. Üstelik bana has bir durum da değil, beynimizin bilgiyi özümseyebilmesi için deneyimlemesi gerekiyor, ancak birçoğumuz çocukluğumuzda bırakıyoruz bu yetiyi.

‘aslında çözümümü biliyorum da…’ diyen insanların demeye çalıştıkları da bu değil mi? Biliyorum ama konuşamıyorum (uygulayamıyorum). Bu da entellektüel hamallık bence!

İhtiyacı olan motivasyonu ve yönlendirmeyi de başka şeylerin eğitimine dalarak, başka şeylerin seanslarına katılarak, başka şeyleri araştırarak bulmaya çalışıyor. Oysa cevabı Mevlana yıllar önce vermiş:

‘Nereye gidiyorsun nereye? Allah o eve bir gün bile girmedi.

İçe dön, içe! Allah o evden bir gün bile çıkmadı!’

Facebook’ta dolanırken gördüm aşağıdaki görseli. Cevaplamaya çalıştığı soruyla ilgili ihtiyacı olan bilgiyi çok öncesinde zaten görmüş, sadece özümsememiş!

Tefekkür imkansız değil, sadece kendine şans vermen, özen göstermen ve imkan yaratman gerekiyor!

Kendisindeki entellektüel hamallığı bulup çözen arkadaşlarım deneyimlerini benimle paylaşabilir mi 🙂

Daha hafif ve daha ‘ben’ olduğumuz günler dilerim 🙂

kendinde-ara

About Mustafa Emin Palaz

At yetiştiricisi, böcek terbiyecisi, kaplumbağa terapisti, didgeridoo üfleyicisi, kılıç sanatçıcısı, kriz çözücü ve insan :) Tipik bir Y kuşağıyım. Örgütsel psikolojiden biyolojiye, sosyolojiden inovasyon süreçlerine kadar farklı konularda çalışmalarım oldu. Hobilerim zihin geliştirme çalışmaları, nefes uygulamaları, felsefe, didgeridoo, iaido, fizik, sosyoloji, ekonomi üzerine. Kitap çalışmalarım 2500 yıllık savaş stratejilerini revize ederek Sulh Stratejisi ve Karar 101 isimli karar almakta zorlananlara yardımcı bir e-kitap. Ödül Hukuku adında, hukuk felsefesine 180 derece farklı yaklaştığım bir kitap daha var, ama henüz bitiremedim. Süleyman ve Şems de başlıca rol modellerim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir