Duygusal Kararsızlık

Duygusal bir toplumuz ve karar almakta zorlandığımız çok şey oluyor, dolayısıyla çok tanıdık bir duygu değil mi duygusal kararsızlık? Nitelik üzerinden yol alarak bir karara varma sürecini adım adım, çok basit bir örnekle anlatmak istedim. Belki sen de mantıksız ama makul ya da makul olmayan ama mantıklı veya benzeri bir çarpık durumdasındır ve belki bu örnek üzerinden kendine yardımcı olabilirsin. Elde olan verilerin, düşüncelerin, kararların, eylemlerin, sonuçların ve benzeri somut ve soyut şeylerin nitelikleri hakkında da yazacağım, ancak önce bu örneği birlikte inceleyelim.

Muhatabımızın adı Ayşe olsun; az kişiyle yürütebildiği bir işi var ve Zehra diyeceğimiz bir meslektaşı var. Zehra kendi müşterilerine Ayşe’nin ofisinde hizmet veren, orta yaşlarda bir ablamız. Hem kendi müşterileri için hem ofisin insana ihtiyaç duyulan anlarına destek olmak için fırsat buldukça Ayşe’nin ofisinde bulunuyor. Ofis ve donanım kullanımına yönelik zamanında Ayşe’nin eski ortağıyla bir anlaşma yapmışlar, onu devam ettiriyor Ayşe de. Ancak o ortak yok artık, ayrıca anlaşma uygunsuz. Nasıl devam edileceğine dair bir karara varılması gerekiyor!

Anlaşmayı direkt kafasına göre değiştiremiyor, çünkü Zehra’ya vefa borçlu, ayrıca zor zamanlarında yanında yer almış. Ayşe’nin ve ofisinin içinde bulunduğu sıkıntılı bir süreç söz konusu, her türlü desteğe muhtaç gibi. Bu arada Zehra’nın güzel bir çevresi var, destekçi birisi ve firmaya ortak da olmak istiyor, birkaç kez çıtlatmış. Ama… Ama bir şeyler değişmeli!

 

Önüne bir kağıt koydum, bir yanına olumlu bir yanına olumsuz gördüğü gözlemleri ve durumları tek tek not ettirdim.

Karar öncesi verileri listeleyelim

Önce sıkıntılıları paylaşmak istiyorum:

  • Zehra’nın mevcut sözleşmesi çok sıkıntılı, zaten ofisin işleri pek de iyi gitmiyorken ona çok yüksek komisyonlar ödeniyor, hatta nominal değeri hesapladığımızda bazı operasyonlarda ufak bir ofis zararı dahi söz konusu. Bunu eski ortak da görmüş olmalı ama umarsız, hesapsız birisiydi ve zaten dosyaları maskeleyerek, bazı bilgileri gizleyerek borç içinde Ayşe’ye devretmiş.
  • Zehra için  meslektaş dedik, ama uygulayıcılığı sınırlı diye geçiyor listede. Üretim becerisi, kapasitesi düşük.
  • Çalışma şeklinden ve beceri eksikliğinden ötürü birileri arkasını toplamak zorunda.
  • Bazen diğer çalışanları da delirtecek kaprislere girebiliyor.
  • Kontrol edilmesi gerekiyor, çünkü bazen ipi kopuk tay gibi davranabiliyor.
  • Bencil tutumları sık sık kendini belli ediyor, bazen küçük sıkıntılar da yaratıyor.

Bunların yanında ise çok güzel olumlu yanları var:

  • Güvenilir birisi, hem ofisin hem evinin anahtarını teslim edebilirsin.
  • Hoş bir çevresi var, müşteri potansiyeli çok yüksek.
  • Enerjisi çok güzel, ofise geldiğinde bir ‘merhaba’ ile bile hoşluk yayıyor.
  • Aklen katkısı var, bazı sıkıntılarda pratik çözümler akıl edebiliyor.
  • Doğru yönetildiğinde iyi bir ekip üyesi olabilir.
  • Destekçi birisi, moral motivasyon aşılamakta süper.
  • Ortak olmaya niyetli, bunun için şartlarını zorlamak istediğini söylüyor.
  • İşlerin kesat olduğu bir dönemde ofiste onun gibi birini görmek iyi hissettiriyor.

Bunlar veriler, düşünceler, yargılar ama nitelikli bir değerlendirmeden geçmeleri lazım.

Olumsuz yanların önemine değineceğiz, ancak olumlu şeylerin gücüne bakmak ilk adımımız olsun. Sonrasında olumsuzları göğüslemeye değip değmeyeceğine bakacağız ve belki birbirlerini destekleyecek bir yol arayabileceğiz.

Eldeki verilerin niteliğini sorgulayalım

Önemli bir ailenin ferdi ve güzel bir çevresi var demiştik. Dolayısıyla hem kendisine hem de ofise güzel bir potansiyel barındırıyor. Ancak bugüne kadar çevresine tek tük iş yapabilmiş. Bazı çapraz sorgular daha yürüttük ve çevresi ne kadar güzel olsa da çevresini işe yansıtamadığını, bu beceriye sahip olması için çok fazla emek sarf etmemiz gerektiğini fark ettik.

Aklen katkısı çok fazla, ancak bize sadece küçük zamanlar kazandırıyor, internette ve başkalarından da kolayca edinilebilecek bir kazanım sunuyor.

Doğru yönetildiğinde iyi bir ekip üyesi olabilir, ancak Ayşe doğru bir yönetici değil, kendisini böyle biri olarak görmüyor, göremiyor. Kendisinde yeni yeni yönetsel becerileri geliştiriyor. Dolayısıyla iyi bir ekip üyesi olma potansiyeli Ayşe’ye bağlı ve uzun bir zaman istiyor.

Destekçi enerjisi çok güzel. Ancak zaman zaman girdiği duygusal girdapların şiddeti gittikçe artıyor. Biraz motive edebiliyorsa daha çok motive edilmeye ihtiyaç duyuyor.

Ayrıca mevcut sözleşmenin Ayşe açısından sıkıntılarına o da aşikar, ancak güncellemekten kaçınıyor. Çünkü her türlü düzeltme onun aleyhine olacak. Dolayısıyla destekçiliğinden iyice şüphelenmeye başladım.

Üstelik bu sıkıntılı sözleşmenin herhangi bir revizesini imzalamaktansa Ayşe’ye borçlarına rağmen çekip gideceğine dair bir beklenti de var, dolayısıyla güvenilirliğinin de üstünü çizdik.

Geriye sadece enerjisi kaldı, gelgitli olsa da ofise girdiğinde yayılan aurası, kocaman gülümsemesi, keyifli olduğunda attığı şen kahkahası!

O halde soruyoruz: Salt enerjisi için ne kadar ödemeye razısın (komisyon ödemeye, feragat etmeye, tavize…)?

Salt enerjisi için ne kadar ödemeye razısın?

Bu enerjinin faydasını ve maliyetlerini analizledik, buna göre bir teklif çıkardık. Ama Zehra’ya göre değil, Ayşe’nin beklentileri ve ihtiyaçlarına göre bir karar çıktı ve teklif oluşturuldu. Neticede Zehra da kendi beklentilerine göre kabul edecekti ya da etmeyecekti.

Son hamle ise mevcut sözleşmenin değişmesine yönelik teklifi onunla konuşmak, yani eyleme geçmek! Türk insanının sanırım kararla ilgili 2 sıkıntısı var; biri karar vermekte zorlanması, diğeri ise karar verdikten sonra eyleme geçmemesi. Oysa eylemsiz karar, kuru bir laftır.

Türk insanının kararla ilgili 2 sıkıntısı var; biri karar vermekte zorlanması, diğeri ise kararla ilgili eyleme geçmemesi.

Karar alırken net olunmalı

Peki neden bu kadar net olmamız gerekiyor? Çünkü zorlu bir süreçten geçiyoruz. Üzerimizde çok, hatta çok fazladan da çok yük var ve önümüzdeki maraton için gereksiz, işlevsiz, verimsiz, etkinsiz her şeyden kurtulmalı, arınmalı; faydalı ‘şeyler’ ve kişilerle yola devam etmeli.

Türk Ticaret Kanunu 18. Madde 2. Fıkrada ‘Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir’ deniyor. Madem kanun nezdinde basiretli olduğumuz, olmamız gerektiğini savunuluyor; basiretli olmak için, makul ve değerli eylemlerde bulunmak için bazı şeyleri kabul etmemeliyiz, sıyrılmalıyız.

Eğer sen de iki ucundan kayıp olabilecek bir karardaysan aklında olsun; bazı seçişler vazgeçiştir. O halde nelerden vazgeçebileceğini bilmelisin.

Bunun öncesinde ise seni bir karara götürecek önemli verileri masaya yatırmalısın. Ardından kararın kendiliğinden doğduğunu göreceksin. Geriye ise sadece kararla ilgili eyleme geçmek kalıyor.

Duygusal kararsızlıklarından sıyrıldığın, bereketli eylemler dilerim.

Merak edenler için; Zehra yeni teklifi kabul etti. Hatırlarsan yeni bir teklifi reddeceğine dair önyargımız vardı. Ama  bunu çözebilmek için hem bizim lehimize olan hem de onun ihtiyaçlarına cevap verebilecek, yani ‘olacaksa sadece böyle olabilir’ şeklinde bir teklif oluşturduk.

One Comment Add yours

  1. Güzel geldi…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir