Çanakkale: ‘Yarına Giden Tek Yön var!’

Kurtuluş Savaşı’nda birçok cephede çeşitli kahramanlıklar yaşanmış olmasına rağmen Çanakkale Savaşı kadar yüksek önemde anlatılamıyor, neden sizce? PR ve tanıtım ekipleri Çanakkaleli mi de bu kadar önem veriliyor?

100 yıl önce olmuş bitmiş bir cephe savaşı nasıl bu kadar yaygara koparıyor?

Çünkü 3000 yıl öncesinden ve belki daha da öncesinden mesajlar taşıyor!

30 Ağustos 2015’teydi Çanakkale’ye tarih amaçlı ilk  ziyaretim. Çanakkale Zaferi odağında bir gün olmadığı için sakin bir tarih turu olmuştu.

Üzerinde durduğumuz vatanın kolay lokma olmadığını, 101 yıl önce imkansızlıklar dahilinde ne mucizeler yaratıldığını görmüştüm. Neden gelecekten umudumu kaybetmediğime dair önemli bir ilhamdır Çanakkale!

Ama dahası da var; Çanakkale Savaşı’nın ünlü Truva Savaşı’yla ilgisi olduğunu biliyor muydunuz? Fatih Sultan Mehmet’in de İstanbul fethine karar verdiğinde ilk hamlelerinden birisinin Çanakkale’ye sur ve topçu yuvaları yapmak olduğunu biliyor muydunuz?

1915’teki bir saldırıdan yaklaşık 500 sene önceki bir savaşta da benzer dinamikler söz konusu ve hatta neredeyse 3000 sene öncesinde, M.Ö. 1180’de de aynı dinamikler söz konusu. Çünkü aklın yolu bir!

‘Çanakkale geçilmez!’ deyişini duymuşsunuzdur. Bu cümleyi söyleten bir akıl değil; ‘burada galip olalım da bu iş uzamasın’ gibi bir düşünce değil; kritik derecede stratejik bir noktadan bahsediliyor. Bir varoluş mücadelesinin cephesi Çanakkale!

Çiçeklerin neredeyse her türünün ayrı fanatiği vardır; ama kardelenler ayrı tutulur! Çünkü varolmak için karları delmiştir. Aşıklar vardır ama Mecnun ayrı tutulur, dağları delmiştir. Cepheler açılmıştır tarih boyunca; ama Çanakkale’de var mısın yok musun diye cevap verilecektir!

Bu sebeple de diğer cephelerden ayrı tutulmuştur.

Birçok yerde görmüşsünüzdür iç içe geçen mermi çekirdeklerini; havada çarpışan mermiler, yerde halı gibi serili şarapneller…
Çanakkale’ye bir tarih turu yaparsanız çok daha fazlasını göreceksiniz; ağaç parçalarından yapılan tüfeklerle süngüsünden cephanesine herşeyi muazzam tüfekler arasındaki farkı…

Bir başka koca mesaj vermiyor mu? Şartlar ne olursa kazanmak zorundaysan kazanmaktır tek yolun. Kaybetme gibi bir olasılığın yok! Çünkü kaybettiğinde sen olmayacaksın!

101 yıl öncesinden edindiğim birkaç mesaj bunlar; yüzlerce yıl öncesinden gelen mesajları okuyarak yönetilen bir cephe!

Peki bugün? 60 yıl öncesindeki hataları bile özenle icra ediyoruz; 30 yıl önceki sıkıntılardan ders almıyoruz; değil 3000 sene önceki savunma adımlarını dikkate almak, değil 500 sene önceki hazırlık çalışmalarındaki vizyonu incelemek, 101 sene önceden onur duymak, 20 sene öncesinden bile feyz almıyoruz!

Gayrimüslim büyüklerimden öğrendiğim kadarıyla ‘afedersiniz’ Ermeni büyüklerimizden ‘afedersiniz’ Rumlara kadar, ‘dünyayı kirli emelleri için yöneten’ Yahudilere kadar BİRMİŞİZ, BİRLİKTEYMİŞİZ!

Şimdi ise aynı fikir değilsek düşman muamelesi yaşadığımız bir ortamdayız; patlayan bombalarda bile, halkın %97’sine dokunan ekonomik sıkıntılı kararlarda bile ve çeşitli zaferlerde, başarılarda bile kopuğuz!

haka

Kahramanlıktan bahsediyorken meşhur Haka dansını duymuş muydunuz? Yeni Zelanda yerlileri Maoriler; koyu tenli güzel yürekli bu insanların ellerini dirseklerine, kasıklarına, göğüslerine vurarak, yüksek sesle söyledikleri bazı sözler var; spor müsabakaları öncesinde yaparak baya ses getirdiler; geçenlerde Facebook’ta da bir düğün töreninde yapıldığını gördüm. Öyküsünü ve sözlerini bildiğim için çok duygulanmıştım. Oradaki en önemli hareketlerden biri ‘deli’ gibi dili dışarı çıkarmaktır! Bu dalga geçmektir; düşmanla dalga geçmek, ölümle dalga geçmektir!

Cephede savaştığımız meşhur ANZAC (Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu: Australian and New Zealand Army Corps) ordusunun bir parçası olan Yeni Zelandalı’ların bu tutumu aklıma yine internette dolanan şu görseli getirdi:

15lik türküsü, tokat, çanakkale savaşı,

 

101 yıl öncesinden ders almaya çalışalım mı adım adım:

  • Birlik duygusu olmazsa lime lime olunur! Aynı gemideyiz!
  • İnsanlık tarihi tekerrürden ibarettir; çünkü nefs insanda tarih boyunca sabit kalmıştır, sadece farklı şekillerde kendini dışa vurur. Madem öyle geçmişteki olayları ve bizzat kişisel hatalarımızı uyarıcı bir levha gibi hatırımızdan çıkarmamalıyız!
  • Dişini tırnağına katıp varını yoğunu vermezsen var olamazsın! Zafer ancak gemiler yakılıp, erzaklar dökülüp, mataralar kırıldığında kesinleşir! 3000 yıl kadar önce Çinli filozof Sun Tzu’nun savaş stratejileri üzerine deyişidir.

Az önce 15 yaşındaki abilerimden, ablalarımdan bahseden bir görsel gördün ya, aklına ‘Hey 15lik’ türküsü geliyor mu? Hani düğünlerde ‘ah 15lik 15lik’ diye diye göbek attığımız türkü; aslında bu cedde yapılan bir ağıt (Şair Mehmet Akif Ersoy). Sözlerini sakince oku; zaten kavrayacaksın. Yitip giden binlerce insanın manasını unutmamak gerek! Düğünlerden aşina olunan türküyü bir de şöyle aslıyla dinler misin?

Çanakkale Savaşı’nda bir amaç vardı; varlığımı devam ettirecek miyim yoksa buraya kadar mıymış diye! Sizin varlığınızın amacı ne? Tüm hücrelerinizle üzerinde yürüdüğünüz bir varoluş mücadelesi var mı? Yok ise, olması için düşmanlara mı ihtiyacınız var?

Bu cephenin önderi; cephedeki vizyonuyla payı yadsınamayacak Mustafa Kemal Paşa’ya değinmeden Çanakkale’yi ifade etmiş olamayız!

‘Şayet bir gün çaresiz kalırsanız kurtarıcı beklemeyin. Kurtarıcı kendiniz olun!’

‘Dur yolcu!
Bilmeden gelip bastığın bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın, bir vatan kalbinin attığı yerdir!’ (Şair Necmettin Halil Onan)

Bir devir batıyor, bir vatan doğuyor derken insanın aklına Nevruz gelmiyor mu? Baharın müjdecisi bir bayramdır Nevruz, ırklardan ve dinlerden bağımsızdır. Baharınız bol olsun.

Kültürlerarası potpuri şeklinde oldu biraz yazdıklarım. O halde biraz da batıya kayarak bir örnekle kapatayım. Beyaz Zambaklar Ülkesi isimli kitap Atatürk’ün bizzat tercüme ettirdiği bir eser. Finlandiya’nın kuruluş hikayesini anlatıyor Grigory Petrov. Birçok yayınevinin baskısı var, birçok kitabevinden temin edebilirsiniz. Vatandaşlığı klavye başına milliyetçilikten öteye taşımak gerekiyor diyenlerdenseniz, 101 yıl önce ve daha evvel ölenlerin ruhlarını onurlandırmak isteyenlerdenseniz mutlaka okunması gereken bir kitap olduğuna inanıyorum.

Son bir soru, belki de ilk, belki de en önemli soru: Kendi Çanakkale Cephen neresi?

sulh

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir