Truva’dan Hawking’e Krizlerin Gücü

Aşırı hızlı değişen gündemlerimizde unutmamız çok kolay olacak bir haftayı geride bıraktık. Bu sebeple geçen haftayı hatırlatacak şekilde şimdi paylaşmak istiyorum bazı şeyleri.

Motor kazası yaptıktan sonra yatmak zorunda kaldığımda bile müşterilerimle toplantı yapıyordum; telefonda ya da yatar pozisyondayken bile. Çünkü çocukluğumdan beri takip ettiğim bir karakter vardı, konuşamıyorken bile üretebilen Stephen Hawking.

Yoğunlaştırılmış beyin dokusuyla ömrüme ilham saçan Einstein’ın doğumgününde ve insanlığı hayretlere düşüren pi sayısına atıf edilen günde (3.14) öldü Stephen. Biz hayatı, çalışmaları ve öngörüleri hakkında pek bilgi sahibi değiliz, bilginin pek kar etmediği gündemimiz kolaycı sığır işletmeciliğiyle meşguldü. Ama en azından The Theory of Everything (Herşeyin Teorisi) filmini izlemeni öneririm.

Bilim sadece bir akıl yürütme değil, aynı zamanda bir romantizm ve tutkudur! (S. Hawking)

Bunun dışında ulusal kültürümüzde belki de en önemli dönüm noktalarından biri daha geçtiğimiz haftanın en büyük, en güçlü, en sesli olayı olsa gerek; Çanakkale Destanı2016’da yazdığım şu blog paylaşımını da okumanı öneriyorum (Çanakkale: Yarına Giden Tek Yön Var). Gelibolu süreci, silahtarlarımızın manevralarını, mücadelelerini vs anlatmayacağım, internette rahatça bulabilirsin.

2016’da etkisini gösteren ekonomik krize hazırlanıp nasıl zararsız, hatta kârla geçebildiğimizi ve bunu Atatürk’ün sayesinde nasıl kurgulayabildiğimizi hatırlarsan Şubat Ayı’nda bir blog paylaşımında bahsetmiştim (buraya tıklayarak okuyabilirsin) ama uzun blog yazımı okuman yerine hızlıca hatırlatayım: meşhur ‘Ben size taaruzu değil, ölmeyi emrediyorum’ emri ve benzeri komutların sebebi Çanakkale Cephesi’nin geçilmesi halinde kalan cephelerin kayıp sayılabileceği, o derece kritik bir önemde oluşu… Bu ve daha fazlasına tarih derslerinden de, 18 Mart’ta yapılan TV yayınlarından da aşinayız. Peki sıcak savaşın olduğu günlerde de hakimler miymiş?

Evet! Çünkü cephelerdeki dinlenme zamanlarında bile kitap okuyan Mustafa Kemal, Fatih Sultan Mehmet’in fetih hazırlıklarından esinleniyor. Çanakkale Savunma Planı’nda Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fetih hazırlıklarından esinleniliyor ve hatta savunma sistemi o zamanlardan kazılmış top yuvalarına kuruluyor. Sultan Mehmet’in Çanakkale’ye verdiği önemi Atatürk ve kurmayları da idrak ettiği için orada adanmışlığa ihtiyaç var. Peki tarih kitaplarında Anadolu Hisarı ile başladığı anlatılan bu fetih Çanakkale Savaşı’nda ne işe yarıyor? Çünkü aslında Çanakkale savunma hattı kurulması ile İstanbul yolu güvenceye alınmış. Yani 450 yıl öncesinden ilham sağlamış.

Buraya kadar tamam ise yeni soru; Fatih bu ilhamı nereden almış?

Diller bilmesi, çok okuması, çok eğitim almasıyla meşhur Sultan Mehmet, Truva Savunması’nı çalışmış ve Çanakkale’nin savunmadaki gücünü görmüş! Milattan Önce 1100’lerde yaşandığına inanılan savaş, 2500 sene sonrasındaki Fatih’e ışık olmuş, Fatih de 450 sene sonrasında Atatürk’e ilham ve güç vermiş.

Bunları bu sırayla henüz bir kitapta göremedim ama farklı kaynakları yanyana getirince ortaya çıkan bu dizilim beni şuna götürdü:

Tarih tekerrürden ibarettir!

Ben de kendi tarihime bakıp tekerrür edebilecek parametreleri girdiğimde 2014’ün tatlı ekonomisinin sarhoşluğundaydık ve 2015’e girme hazırlıklarındaydık müşterilerimle birlikte ve parametrelerim alarm çalıyordu: 2016’daki faktörleri öngörüp hazırlıkları formülize ettim, bu sayede de o günkü kriz anları zorlu da olsa kazanca dönüşmüştü. Yorulmuştuk, ancak hazırlıklılığın avantajındaydık!

Bu süreçte öngörü tek başına yeterli olamaz tabi ki; öngördüğümüz durumlardan sıyrılmak ve krizleri fırsata dönüştürmek için adanmamız gerekliydi! Belki Çanakkale Cephesi’ndeki gibi kutsal ve güçlü bir adanmaya ihtiyacımız kalmamıştı, ancak çabalamaktan çok daha fazlasını yapmamız gerekiyordu!

Ve ne oldu?

Çanakkale Cephesi Anadolu insanının kaderini değiştiren kavşak noktalarından birisiydi ve çevremdeki firmaların da birçoğunun kaderiyle ilgili kavşak noktası olmuştu 2016! Tabiri uygunsa; er meydanı olmuştu o ekonomik koşullar!

Belki de bu sebeple (savaşları olmasa da) krizleri seviyorum; er meydanındaki performansına göre hayatta kalabiliyorsun ve hatta o kriz sebebini çözmekle kalmayıp fırsata dönüştürebiliyorsun!

Peki senin önünde adanma gerektiren ne gibi zaferler söz konusu?

İlham almasını bilen için 3000 sene öncesinden ilhamlar bulunabilir!
İçinde bulunduğun süreçlerle ilgili bazı parametreleri gerekirse geçmişi tarayarak sorguladığında, gelecekle ilgili öngörülerde bulunabilirsin!

 

Eklemek istediğim bir detay var: Her önemli günde olduğu gibi 18 Mart’ta da Gelibolu’na, Eceabat’a ve civar noktalara ziyarette bulundum. Ahenk içindeki kalabalığın muazzam duygusallığı, hüzünlü bir gurur yaşatmıştı. Vatandaşlarıma müteşekkirim!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir