Sektördaş Çarpışmasına Çözüm

İş ağı toplantılarında, en sık karşılaşılan problemlerden biridir sanırım, aynı sektörden başka katılımcılarla çarpışmak kaçınılmaz.
Benim buna kişisel çözümüm, özgünlüğe oynamak. Her fert kendinde özgündür, ben de o sebeple benzer ünvanlarımı taşıyan kişilerle çarpışmamak için kendi özgünlüğümü, diğerlerinden sıyrıldığım alanı belirtiyorum yeri gelince.
Tabi katılımcıyı bu sıkıntıdan kurtaran bir organizasyon örgüsü de faydalı olabilir.
Business Networking, yani iş ağı edinme etkinliklerini “bu işi yıllardır uluslararası platformda yapıyoruz” dercesine mesajı olan BNI- Business Network International‘dan bahsetmek istiyorum.

Özellikle sektördaşların çarpışmaması üzerine kurulu bu organizasyon, 27 yıllık global bir geçmişe sahip. Türkiye ayağını ise Ayşe Aslan yürütüyor.
bni-memberBen bir davet üzerine katıldım ve o günden beridir hem çok samimi hem de çok profesyonel bir çatıda hissettim kendimi.
Samimi üyeler var, çünkü herşeyin başında açıklar. “Arkadaşlar sabahın bu saatinde, işlerimizi geliştirmek için bir aradayız, hadi iş konuşalım” diyorlar. Öyle hık mık, kem küm, efendim biz de şöyle işlerle ilgileniyoruz gibi uzatmacalar yok, direkt “şu işleri yapıyorum, şöyle kurumlar arıyorum kendime, size de şöyle faydalar sunabilir, yardımcı olabilirim” deniyor. Açıklık da samimiyet getiriyor.
Bu samimiyette sabahın çooook erken bir saatinde buluşmanın da etkisi var tabi. Ben ilk buluşmamı 1 Mayıs’ta işçi arkadaşlarım yatarken sabah 8:00’de yapmıştım. Sonraki buluşmalarımız ise 06:45’te organize ediliyor. Çünkü madem iş için buluşuyoruz, buluşmalarımız işimize engel olmasın, değil mi? 09:00’a kadar toplantılar bitmiş oluyor genelde.
Her toplantıda, toplantı öncesi serbest networkingi saymasak bile, öncelikle BNI yaklaşımı paylaşılıyor, ardından katılımcılar 60 saniyelik sunumlar yapıyor. Kim ne iş yapıyor, ne gibi faydalar sunuyor, ne gibi konularda kimlerden ne gibi yardımcılar edinebiliyor… Kartvizit toplamaktan ötesi söz konusu, çünkü birebir görüşmeler de yapılıyor ve esas iş bağlantıları burada can buluyor.
Şu ana kadar yaptığım her birebir görüşmeden elim dolu döndüm. Bir bilişim firmasıyla ortak bir eğitim projesi düşünüyoruz, bir başka firmanın yöneticisi, sohbetimizdeki koçluğumdan etkilendi ve birkaç kişiye referans oluyor. Bir başka görüştüğüm firma, gönüllüsü olduğum bir derginin tanıtımında destek olacak.
Ben pekala? Çevremin geniş olmasından ötürü ağımda gördüğüm iş olanaklarını bu firmalara yönlendiriyorum.
Mantık burada kazan-kazan’dan öte, sanırım onu seviyorum. Neoliberalizmin “önce ben kazanayım ki, ben de sana kazandırayım” yaklaşımı yerine, sen başkalarına kazandır ki, başkaları da sana kazandırsın görüşü hakim. Zaten sunumlar, paylaşımlar da “şunu bunu satıyorum” şeklinde bile değil. Size şöyle faydalı olurum, böyle destek sunabilirim” şeklinde, dillere dahi yansımış.
Üyelik sistemi var, çünkü başta da dediğim gibi her sektörden bir temsilciye yer var. Üyelik sistemi sayesinde çok fonksiyonlu bir işletmenin yetkilisi altında kalmıyorsunuz, o işletme hangi sektörünü belirlemişse, gerisi de size kalıyor. Mesela çok büyük bir grup şirketin operasyon müdürüyse bir üye, finanstan gayrimenkule, proje yönetiminden işletme danışmanlığına hizmetleri varsa ve bunlardan en az biri, sizin ürün kalemlerinizle çakışıyor diye düşünelim. O da siz de sadece bir hizmet segmentinden üye olabiliyorsunuz, kimse kimseyle çarpışmamış oluyor ve herkes kendi özgün sınıfında bu atmosferden faydalanabiliyor.
İletişim için ayse@bniturkiye.com üzerinden Ayşe Aslan ile görüşebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir