Bir Adım Daha Üretim

Üretmek her şeyin anahtarı!
Mesela depresyonun en temele sebeplerinden birinin, üretmeme duygusu olduğunu biliyor muydunuz?

Kişi kendisini içinde bulunduğu ortama ait hissedemez, bu ve benzeri sebeplerle de üretemez!
Bireysel psikolojideki bu durum endüstriyel, örgütsel psikolojide de böyledir! Mobbing gibi vakalarda çalışanın veriminin düşmesindeki en temel sebeplerden birisi, yaptıklarının değer üreten bir sonuç getirmediğine dair inançtır.
Üretmek, ulusal 2023 hedeflerimiz içinde de var, değil mi?
500 milyar Dolar deniyor mesela ihracat hedefi için, bugün de iyi bir rakama sahibiz zaten. Nasıl peki?
Üretim mantığımız, dahilde işleme rejimi sayesinde bu rakamları yakaladık! Yani 10 Liralık bir ithalat yapıyoruz, ülkemizde işliyoruz, 11 Lira’ya satıyoruz; 11 Lira’lık ihracat yaptık, 11 Lira’lık üretimimiz var diyoruz. Sizce de öyle mi?
Üretim oranının bu kadar düşük miktarda ve/veya düşük kalitede olmasının temelinde eğitim sistemimiz yatıyor!
En bariz örneği yabancı dil eğitimlerinden alabiliriz; eğitimde ezbere zorlanıyoruz!
Almanca ortalamam çok iyiydi benim. Ama bir Alman’la karşılıklı 5 dakika konuşamam, çünkü ezberleyerek geçmiştim.
Benzer çok daha kötü şekilde üniversite sıralarında da geçiyor ve iş dünyasını birinci dereceden etkiliyor!
Yöneticisiniz dersek, otorite sizin için önemli! Peki ne yapacaksınız?
İşletme derslerinde, kamu yönetimi gibi derslerde otorite türlerini işlemişsinizdir muhtemelen: karizmatik otorite, demokratik otorite, geleneksel otorite.
Sizin pozisyonunuz hangisi? Demokratik misiniz, geleneksel misiniz? Karizmatik bir otorite misiniz yoksa? Diyelim öyle, diyelim değil, ne kazanacaksınız bu bilgi ile?
Yabancı adresleri örnek vermekten pek haz almıyorum, ama Hürriyet Gazetesi yazarlarından, eğitim konusunda iyi bulduğum isimlerden Özgür Bolat bir anısını paylaşmıştı. Harward Üniversitesi’nde okuduğu zamanlara ait bu anıyı özet geçiyorum.“Derslikte otorite kavramını inceleyecektik. Profesör sordu, bizce otorite nedir, bunu konuşmaya başladık. Sonra profesör dersliği terk etti. Bazılarımız hoca gitti diye sustu, bazılarımız hocanın yokluğunda sazı eline aldı ve tartışmayı sürükledi, bazılarımız dersin boşa çıktığı düşüncesiyle başka şeylerle ilgilenmeye başladı. Bazılarımız hocanın nereye gittiğini düşünmüştür herhalde. Biz ama tartışmaya devam ediyorduk. Sonra profesör tekrar salona döndü ve otoriteden ne anladığımızı sordu!”Okunmamıştı, anlatılmamıştı, bizzat yaşanmıştı!

Maalesef gayet net hatırlıyorum; ilkokula giderken ben Çin fakirliğiyle biliniyordu ve bunu öğretmenime sorduğumda aşırı kalabalık olduğunu, o yüzden yönetilemediğini söylemişti. Ne olurdu da gelişebilirlerdi? Cevap hiç bir şey! Bugüne kadar yapamamışlar, bugün mü yapacaklardı!
Hindistan en fakir ülkelerdendi. Neden? Hem çok kalabalık hem sömürülmüş hem de berbat bir eğitim sistemi ile boş şeyler öğreniyorlarmış! Bir şey yapamazlar mıydı? Hayır, bugüne kadar yapamamışlar, bugün mü yapacaklar, bugün mü üretecekler? Dış güçler izin verir miydi? Vs…
Bugün o atıl kalabalıklar, iyi birer yazılımcı cennetine dönmedi mi Hindistan’da?
Ya Çin? Ucuz iş gücüne döndüler ve üretim cenneti olmadılar mı?
Gerçi birçok iş adamı tanıyorum, Çin’den ders almak yerine yaftalamayı tercih eden! “Ucuzluk bir yere kadar” diyorlar, Çin’in balon olduğu ve söneceğine dair!
Ama okullarda verilmeyen dersi tarih veriyor!
Katma değeri yüksek üretim bantlarına kaydı Çin, bizimkiler ne yaptı? Baktı, seyretti!
Yaftalamayı kesin, üretime başlayın!
Bunun için de inovasyona göz atabilirsiniz! Kimler, neleri geliştirmiş hele bir kulak kabartın!
Ama hadi inovasyon yapalım demekle de olmuyor, haklısınız! Zaten her KOBİ zirvesinde “inovasyon önemli” denmesinden öteye gidilmemesinin sebebi de buradaki eksiklik: inovasyona soyunmadan önce inovatif olmak gerek!
İnovatif olmak bir beceridir, yani üzerine çalışılarak geliştirilebilir!
İnovatif, inovasyonel düşünme becerileri geliştirmek için de ilgili çalıştaylara katılabilirsiniz, etkili seminerlere iştirak edebilirsiniz, bu yönde kitapları, makaleleri araştırabilirsiniz! İşinizde, kariyerinizde deneyebilirsiniz!
Ve ne yapıyor olursanız olun, hareketinizi, üretiminizi korumalısınız, beslemelisiniz!

Kültürümüz kervanı yolda düzüyor, değil mi?
O halde mükemmeli tasarlayıp beklemek yerine

bir adım daha, bir adım daha, bir adım daha…

http://www.aktifgirisimci.com/girisimcilik/bir-adim-daha-uretim linkinde konuk yazar olarak yazmıştım bu yazıyı.