mukemmeliyet

Mükemmeliyetçiydim, artık mükemmeliyetçiyim!

Babam şantiye şefiydi. Ay sonlarında binlerce sayfayı bulan hakkediş yapar, İller Bankası yönetimine sunardı. Sunmadan önce kontrol ederdi haliyle ve ben her seferinde şaşırırdım. Yüzlerce sayfalık bir klasörü hızla tarardı ve elini bir yere koyar, “hatalı olmuş” derdi. Anlamsız rakamlar, ama o anlardı! Hata bulmakta çok yetkindir hâlâ. Bir fikrin mi var, nerelerden tökezleyebileceğinizi tak diye söyler.

baykus

Aşk yoksa ocağında, Kendin yakarsın ateşini!

Bir park meydanındaydım. Hava ılıktı. Kenarda bir sulak vardı ve sulak üzerinde de bembeyaz, büyükçe bir baykuş. Baykuşun az ilerisindeyse siyah, simsiyah, parlak siyah bir maymun birşeyler yiyordu. Kar atıştırıyordu, lapa lapa, her yer beyaza bürünüyordu. Elimde kumandaya benzeyen bir alet, araba anahtarı da olabilir, tam hatırlamıyorum. Düğmesine basınca baykuş hareketlendi. Kanatlarını açtı, uçmaya niyetlendi.