Hey AIESEC!!!

Teşekkürler AIESEC… AIESEC, 1954’te kurulmuş bir öğrenci kulübü. Kendi öğrenciliğimde duyuyordum ama katılmamıştım hiçbir etkinliğine. Haziran’ın sonlarıydı sanırım, bu yaz AIESEC İstanbul Şubesi bana ulaşmıştı ve bir seminer vermiştim. 30 kadar pırıl pırıl genç vardı. İnovasyon kavramıyla henüz tanışmamışlardı, biz de o an yaratıcılık ve yenilikçilik üzerine değiştirmiştik tüm kurguyu.

Etik Esnaflık

Esnafın biri el yelpazesi satıyormuş. “Sen kullan, torunun kullansın, torununun torunu kullansın” diye bağırıyormuş. Adamın biri de dinleyip almış bir tane. Hava sıcak,  açmış yelpazeyi, sallamış. Cart! Yelpaze o an yırtılmış. Koşmuş, gitmiş satıcının yanına. “Hani ben kullanacaktım, torunum kullanacaktı, torunumun torunu kullanacaktı? Bak, bir salladım, yırtıldı.” diye çıkışmış. Satıcı sormuş,  “nasıl yaptın,  göster hele?”…

Etrafınızdaki Güzellikler

Eski fotoğraflarımı karıştırırken şunu gördüm. Bakalım siz ne göreceksiniz? Metrodaydım, yorgundum ve aşağıya bakıyordum. Manzaramı sizinle paylaştım. Siz de görebildiniz mi? Henüz göremediyseniz ufak bir tüyo daha; yakınlaştırıyorum ve “Gülümse Mustafa” mesajını paylaşayım.

Çocuğunuz Her Haliyle Kabul Edilebilir Mi?

Geçtiğimiz günlerde bir etkinlikteydim, Güler Pınarbaşı’yı dinledim. Hipnoz terapisi üzerine, kendisiyle bir deneyimimi blogumda paylaşmıştım. (http://mustep.blogspot.com/2012/05/hipnoza-yatannz-oldu-mu.html) Bu etkinlikte ise kısa bir çalışma sayesinde para ile ilk tanışmamızı gösterdi ve bizde oluşan mesajları gözlememize yardımcı oldu. Etkinlik, yoğunluk sebebiyle çok kısaydı, ancak Güler “Para Sevgidir” seminerlerinde para ile tanışmamızı daha etkili yapıyor ve akabinde bunu sevgiyle…

Yarınlar Beleşle Kazanılmaz

KOSGEB girişimcilik eğitimleri ilk verildiği zamanlarda, hibelerin dağıtımı güvensizdi. Hoş, hala birçok tanıdığım insan sahte beyanlarla hibe çekebiliyor, ama o günlerde daha da güvensizdi çalışmalar. Hibeler sayesinde işimizi kuralım, paramızı kazanalım, üretimi büyütelim gibi yaklaşımlar yerine “şuraya şunu yazarım, buradan bunu kaparım, sakalımı (harçlığımı, avantamı, haksız paramı) çıkarırım” deniyordu!