1 Mayıs: Emek Dediğin Şeyin Aslında Bir Amacı Vardır

Su içsen ama susuzluğun dinmese, yemek yesen ama karnın doymasa, kitaplar okusan ama cehaletin geçmese, ibadetler etsen ama yüreğin ferahlamasa… Tıpkı 1 Mayıs’ın Emekçi Bayramı olmasına rağmen bu bayramda en ağır koşullarda çalışan emekçilerin yararlanamaması gibi değil mi?

Emeğin ve alın terinin kutsallığının ufaktan hatırlatıldığı bu günde işçi haklarına değinmeyeceğim, işveren etiklerine de dokunmayacağım. Profesyonel hayatımda elimden geleni zaten yapıyorum. Ancak anlam ile kavram arasındaki gittikçe büyüyen makaslara değinmek istedim. Çünkü hem 1 Mayıs’taki etkinlikleri izlerken aklımdan geçenler bunlar olmuştu hem de geçen şu birkaç günde de bu duruma atıf yaptıracak deneyimler edindim.

Sanırım bunun sebebi kavram enflasyonu ve erozyonuna maruz kalışımız.  Yani bazı şeyleri çok sık yaşayınca ya da yapınca anlamını yitirebiliyoruz. Tabi diğer taraftan yapılması gereken çok fazla şey de oluyor, hayat ilerledikçe üzerimize düşen ödevlerin fazlalaşması ya da öyle sanmamız…

Mesela sık yaptığımız selamlaşmanın anlamını sorgulamak istiyorum; her karşılaştığımız kişiye ‘selam’ dediğimizde, o kişiyi barışla, esenlikle, selametle kutsuyor muyuz yoksa ‘adetten’ mi söylüyoruz? Adetler, gelenekler bir ruhun aktarılmasıyken, adetten yapmış olmak, lafın gelişi olsun diye yapmak olmuyor mu? Laf ağızdan çıktığında kişiyi bağlayacak kadar önemliyken lafın gelişi yapılan birşey boş, anlamsız sayılmıyor mu? Anlamı sorgularken vardığım nokta anlamsızlıkta son buldu işte.

Bu durumu ‘pandayı bulmak’ olarak tanımlamak istiyorum. Bir ara sosyal medyada sıkça görüyordum, çeşit çeşit görseller içinde pandayı bulmamız isteniyordu. Ben ise burada pandayı arzulanan, istenen durum olarak tanımlıyorum, bulmayı zorlaştıran o kalabalık ise bildiğimiz kalabalık işte, iş kalabalığı, çevre kalabalığı, yapılacaklar kalabalığı, laf kalabalığı…

Pandayı bulabilecek misin?
Pandayı bulabilecek misin?

Oysa bunlardan soyutlanmamız gerekmiyor mu? Gerçekten o kalabalıklara ihtiyacımız var mı?
Sadeleşmeye bugün başlamaya ne dersin?

  • Galerindeki keyif vermeyen, sana birşey katmayan fotoğrafları silebilirsin.
  • Rehberindeki görüşmediğin kişileri silebilir ya da rehberinden başka bir yere naklederek boşaltabilirsin.
  • Bilgisayarındaki gereksiz dosyaları ya da artık eskisi gibi kullanmadığın dosya ve programları silebilirsin.
  • Her gün yaptığın ama pek de keyif vermeyen, seni geliştirmeyen ve aslında yapmasan da olur diyebileceğin şeyleri yapmaya son verebilirsin.
  • Kitaplığındaki okumadığın, okumayı düşünmediğin ya da başkaları okursa daha çok faydalanacağını düşündüğün kitapları birilerine bağışlayabilirsin.
  • Hatta epeydir yapmak isteyip de çeşitli sebeplerle yapmadığın şeyleri yaparak ‘yapılacak şeyler’ listeni boşaltmaya başlayabilirsin.
  • Başlamak isteyip de çeşitli sebeplerle ötelediğin birşeylere başlayabilirsin ve bunun için en uygun an belki de şu andır, pazartesi falan değildir!
  • Yazmak istediğin bir mesajı yazabilirsin ve böylece zihninde ‘yapmalıyım’ cümlelerinden birini azaltabilirsin.
  • Bir süredir kırgın ya da kızgın olduğun birilerini affedebilirsin!
  • Ya da içten içe hatalı olduğunu düşündüğün bir durum için özür dileyebilirsin!

Tabi en başa dönersek, anlamlardan konu açılmıştı; bunlar sadeleşme sağlayarak hayatındaki kalabalıkları azaltmak ve haliyle daha değerli bir ortam yaratmanı sağlayacak. Bir yandan da değer eklemesi yapabilirsin.

  • Mesela ilk gittiğin kafe veya restoranda garsonun gözlerinin içine bakarak sipariş verebilirsin,
  • Birilerine göz teması kurarak teşekkür etmeyi deneyebilirsin,
  • Teşekkür ederken ve selam verirken, esenlik dilerken vs hissetmeyi deneyebilirsin,
  • Arkadaşlarınla, sevdiklerinle bir aradayken telefondan uzaklaşarak ortama daha çok yoğunlaşmayı deneyebilirsin,
  • Dernek, barınak gibi hayır odaklı oluşumlarda ter akıtabilirsin, gönüllü bir şeyler yapabilirsin,
  • 1 Mayıs’ın  sebeplerinden biri olan haksızlıklarla ilgili bir mücadeleye omuz verebilirsin,
  • Birilerine seni seviyorum diye haykırabilirsin!
  • Hayal kurabilirsin ve hatta sevdiklerinle ortak hayaller kurmayı deneyebilirsin!

Emek kelimesi için TDK’nın cevaplarından birisi: ‘İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak için giriştiği hem doğal ve toplumsal çerçevesini hem de kendisini değiştiren çalışma süreci’.

Hem emekçi kardeşlerim için hem de emek gerektiren hayatlar için 1 Mayıslar kutlu olsun.

Not: 1 Mayıs hakkında daha önce yazdığım şu yazıları da okumanı öneriyorum!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir