zehra seda oznur

Özlem

Uzun bir zamandan sonra bir blog yazasım geldi. Ama öyle iş-güçle ya da sosyaliteyle alakalı birşey değil; madem blog biraz kişisel bir paylaşım alanı, insani bir Mustafa yazacak biraz. Özlem kokacak biraz ya da ziyadesiyle… Youtube aşağıdaki parçayı önerince böyle dökülesim geldi, dilersen dinle, dilersen devamına geç:   Bir akşam üstü her zamanki gibi başladı, salıydı, çok yoğundu, koşturmalıydı. Bir gün önceden de yorgundum, bir dostum rahatsızlanmış, önce eve gittim, bir başka arkadaşıyla birlikte hastaneye götürdük, kontroller yapıldı, bir şey yoktu, serum verildi eve döndük. Dinlensin, geçer türünden birşeylermiş. Yatırdım, […]

kendinde-ara

Entellektüel Hamallık

Birşey konuşulduğunda ‘onu okumuştum, onu izlemiştim, onu denemiştim, onu görmüştüm, o eğitime katılmıştım’ diyenler, o ne ise onu deneyimleyenler var. Hatta işi ilerletip ‘onun için falanca sertifika bile aldım ki’ diyen hamallar… Genellikle bir arayış hali ya da bazen moda neticesinde edinilen donanımlar var. Geçen gün metroda yanıma oturup kitap okuyan bir arkadaşla kitap okumasına izin vermeyerek sohbet ettim, şiir okuyordu, şairler üzerine, güncel akımlar üzerine, neden onun yazmadığı vs. Konu başkalarına geldi, o sırada Tanrılar Okulu kitabına atıf yaptık. Önümüzde duran bir vatandaş da bizi dinlediğini biliyordum, ‘ben okudum […]

cevik_kuvvet

Boyutu Değil İşlevi Önemli!

Dün akşamki terör olayından beri ben, ben değilim. Suratım asık, kafam bir dünya. Bugün zoraki dışarı çıktığımda yola kendi halinde sohbet eden bir gruba kötü baktım, kahkaha attıkları için. Özür diliyorum onlardan. Oysa silkelenip toparlanmam gerek, toparlanmamız gerek! Çünkü umutvar olmak gerek! Yani içinde bulunduğun durum ne olursa olsun, bir parça umudun hep olmak zorunda. Bu her inanç sisteminde de böyle, etikte de. Merak etme, bu blog bir günah çıkarma olmayacak, ama biraz iğne, biraz çuvaldız gerekli!